curiosityrules

Cuma, Haziran 05, 2009

babalar günü

Geçen gün babalar günü hediyesi olarak bir sipariş verdim internetten. Hediyeye eklenmesini istediğiniz not bölümü vardı. Oraya yazmak istediğim şuydu "babam olduğun ve hep yanımda olduğun için"... Kulağa hoş gelen, bir babanın duymaktan hoşlanacağı bi not. Sonra ne farkettim, benim babam yanımda değildi.. Fiziki olarak zaten değil 27 senedir, maddi olarak yanımdaydı diyebiliriz okul dönemi boyunca en azından. Ayda bir falan telefonda konuşuyoruz, senede bir falan da yüzyüze görüşüyoruz, doğumgünlerinde özel günlerde hediye alıyoruz birbirimize. Manen yanımda mı diye sordum kendime, hayır manen de yanımda değil malesef, benim istediğim beklediğim kadar değil. Bi sorunum olsa ilk arayacağım 3 insandan biri mi diye düşünüyorum, babam belki 4. insan böyle bi durumda arayacağım. Çok suçlamadığım gibi düşündüğüm kadar kolay da affedemiyorum. Hep içimden bırak gitsin diyorum, hesaplaş geçmişle ve bitir, zayıflıklarınla ilgili şu anda olduğun insanın beğenmediğin yanlarıyla iilgili anne-babanı suçlayamazsın, bu kolaycılık olur diyorum. Diyorum ama yapamıyorum, facebookta kızkardeşimle fotoğrafını görüyorum, yeni çocuklarıyla da deliler gibi ilgilenmese de onların fiziksel olarak yanında ya, bu acıtıyo işte. Bazen hayat baba-kız ilişkisinin hep iyi yönlerinden nasibini almış kendine güveni yüksek insanlar çıkarıyo karşıma, o zamanlarda yeniden sorguluyorum.. Biraz da o yüzden Çağan ileride babasına aldığa hediyeye böyle bi not düşebilsin isteğiyle tenten ve çağanın iyi olmalarını istiyorum. Ama durum ne, Çağanla ilgilenmekten kaçınan ve çocuğu sadece sıkıştırıp öperek seven tenten, ve oynadığı oyundan bu şekilde koparıldığı için mutsuz olan Çağan ve çığlıkları...
Böyle duygularım var işte babalar gününe dair...

Etiketler:

Cuma, Nisan 03, 2009

para para para secret mecret

şu secret işini içselleştiremiyorumdur nedir para konusunda çok başarısızım. bu aralar, sürekli alakasız yerlere ufak-büyük bisürü para harcıyorum... napacağımı şaşırdım...
tekrar söylüyorum doktor muayne ücretleri bu kadar pahalı olmamalı.. çağanın gözünde tekrar kırmızımsı bişey çıkınca yeniden göz doktoruna götürdük... bu arada 2 ay önce zaten gitmiştik uçuk için- aynı doktor.. ama göz muaynesi yapmamıştı o zamanşimdi bi de göz muaynesi yaptı 200 ytl.. bi de ben yaptırdım zira 4 senedir erteliyorum..-200 ytl... secret yapsan ne yapmasan ne..... kızgınım ayrıca doktora çağandan para almayabilirdi, zaten gelmişsiz 2 ay önce ve sen kontrolde yapman gereken muayneyi yapmamışsın. biraz da özel sağlık sigortası var diye mi yapıyolar anlamıyorum... özel sağlık sigortası şirketleri duyun beni, şu doktoralar biraz baskı yapın, anlaşın, muayne ücretlerini düşürsünler hem biz zarardayız hem siz....
ha bi de test yazdı bana, göz için test 800 tl miş.. ne testmiş diyorum başka da bişi demiyorum...

2 yaş mektubu

yavru kuzum
tam 2 yıldır beraberiz artık. tanıyoruz birbirimizi, seviyoruz, biz seni hep öpüyoruz sıkıştırıp seviyoruz sense şimdiye kadar bana öpücük kondurmuş değilsin-öpmeyi bilmiyo değilsin zira fareyi öpüyosun ama beni öpmüyosun neden allahım neden, neyse- ama sen de anne deyişinle, bazen uykudan önce kafanı göğsüme koyuşunla gösteriyosun sevgini... her gün yeni bi kelime öğrenip cümle içinde kullanıyosun, acaba olsun ama olsun bağlaçlaraderin bi sevgi duyuyosun. bi de şu incilerini videoya kaydedebilsem... ama aleti görür görmez üstüne saldırdığından beceremiyoruz.
son incilerin şunlar:
-yunus balığı nerden gelmiş acabaa
-ama kalp
-attaya gitcez, annanne bizi merdivende bekler
- evde bizi kedi bekliyo (bu tamamen yalan, bizim evde kedi medi yok)
bi de fareyi kaydıraktan kaydırma muhabbetimiz var her gece 5 posta tekrarlıyoruz
fare kaydıraktan kayar, tepe üstü çakılır
ben- ayy fare gene mi düştün.. gel bakiim neren acımışşş
çağan- burnu acımışş burnu.. (bazen burnu bazen göbüşü, kafası yada bıyıkları acıyor farenin)
ben- öpelim de geçsin... kim öpsünn
çağan- aaaanne öpsün
ben- muckkk
çağan- bi de çağan öpsün.. muck muck
çağan - OTUYYYY FAAAYYEEE
işte buna bayılıyosun oğlum, fare kafa üstü çakıldıkça kıkır kıkır kıkırdıyosun, ilerde sadist eğilimli olmandan korkuyorum...

sosyal olarak çok geliştin, artık çocuklardan korkmuyosun, egeyle oyun bile oynadın... kızgınlık krizinde olmadığın sürece melek gibi bişisin, tadından yenmiyosun. yalnız uykuya yatmadan önce çenen açılıyo...
ben- hadi uyu oğlum bak herkes uyudu, ışıklar söndü.
çağan- örümcek böyle gidiyo (eliyle gösteriyo)
ben- tamam annecim örümcek öyle gidiyo hadi uyuyalım
çağan- kokiii kokiiiii

parmaklarını falan sayıyosun 10a kadar, işte uyumamak için ne varsa yapıyosun...
yemek konusunda malesef gelişme kaydedemiyoruz, hala çiğnemeyi bilmiyosun, ama elinde sürekli yiyecek şeyler olsun istiyosun, çilek, çikolata, çucuk kraker, haa bide nutellaya dadandın bu ara... işte bi de yalamaktan çiğnemeye geçsen süper-düper olcak...
böyle beybi.. maceralı bi 2 yıldı seninle geçirdiğimiz eminim hayatımızın geri kalanı da öyle geçicek..

seni seviyorum,
annen

Perşembe, Mart 19, 2009

I love you asliii i love you asliii

evet kocam hangi çikolatayı sevdiğimi bilmiyo, ve belki bazılarınızın düşündüğü gibi benbuna fazla önem veriyorum, whatever benim sevdiğim çikolatayı bilip teeee amerikadan yollayan arkadaşlarım olduğu sürece tentenin getirdiği damakları çerez niyetine hüpletmeye devam edebilir, her elinde benimle alaksı olmayan çikolatayla içeri girdiğinde aaa süper aşşşşkım bana çikolata mı aldın ne kadar harika bi insansın tezahüratlarında bulunabilirim..
Japonasım çok mutlu ettin bizi Çağan'ı ve beni, tenten hala antalyada ve rejimde olduğundan çikolatadan haberdar etmeyebilirim kendisini ama eminim kartı görünce o da bayılır.
çağana hala 2 yaş mektubu yazmam lazım, toparlanıp oturabilirsem onu da yazıcam da bugün asıl bizim annelerimizin kuşağının torun bakma konusundaki tembelliklerine odaklanasım var... Kendi annemle başlıyorum, 6 ay baktı Çağana, annanem de annem de bizde kalıyodu. Hayatımın en zor dönemiydi, bi yandan onları mutlu etmeye, bi yandan tenteni idare etmeye çalışıyodum. Çok mutsuzdum en ufak şeyde patlıyodum... Evde bi yandan annem yoruluyo diye sorumluluk duygusuyla eziliyodum, ona yardım edicem diye ve bi yandan çağanla olabildiğince ilgileniyim diye canım çıkıyodu. Bu arada Tenten evde 3 tane kadın var diye elini hiçbişeye (ÇAğan dahil) sürmüyodu... Artık herşey yoldan çıkmaya başladığında Çağan'a bakıcı baksın, annem de haftanın 3 günü falan gelsin gitsin onla oynasın kararı almıştım... Bakıcı geldi annem haftada 1 ancak geliyodu sonra da onu da bıraktı, artık biz haftada 1 gün gidiyoruz cmtleri, bi de tenten olmadığında onlar gelip bizde kalıyolar. Ama o zamanlarda bile değişik bi şekilde normalde olduğundan daha çok yorulduğumu hissediyorum ben, belki psikolojik bilemiyorum...
Kendi annem dışında sugibinin ve ist-as'ın annesi de benzer yaklaşımlar sergiliyo.. Bu annelerin hiçbiri çocuk bakmamış daha önce, çalıştıkları için kendi çocuklarına ya anne-babaları bakmış yada bakıcılar, dolayısıyla bilmiyolar çocuk bakmayı bi de yılların yorgunluğu var tabi üzerlerinde ve çocuk bakmak çok yorucu bi iş olduğundan böyle oluyodur bilmiyorum. Ha belki biz de öyle oluruz ilerde onu da bilmiyorum... Ama bildiğim şey bakıcı tutmanın hayatımı ne kadar düzene soktuğudur. Gene yoruluyorum vs, gene tenten istediğim ölçüde yardımcı ve katılımcı değil ama en azından 24 saat annemi memnun etme hissiyle ve minnet duygusuyla yaşamıyorum... Ha bi de annem bakmaya devam etseydi ÇAğanla aramızdaki ilişki şimdiki gibi olmazdı belki bilmiyorum, zira ÇAğan her zaman beni bakıcıya tercih eder, ama annem bakarken en güzel gülüşler ona saklıymış gibi geliyodu... Yine de Çağan'ın gelişimi açısından çok istememe rağmen annemin bakmasını, o yol benim için fazla zordu.... Bi de güvenebileceğimiz bi bakıcı bulmanın, ve maddi açıdan ben çalışmaya başladığım için rahat olmamızın da etkisi vardı.
Burdan bi kez çocuk sahibi olup ilk yıllarda benzer sorunlarla boğuşan insanlara kolay gelsin diyorum....

Etiketler: , , ,

Perşembe, Ocak 29, 2009

Bebe belik hayat

En son Çağan'ın gözünde kalmıştık. Sabahtan sağlık ocağına götürdük doktor uçuk dedi ama uçuk tedavisi için olmayan bi merhem verdi. 1 günde ilaçlara rağmen hastalık ilerlemeye devam edince ben de işkillenip akşama göz doktoruna götürdüm. O da uçuk dedi, ve zovirax şurup verdi. Yaklaşık 3 haftadır kullanıyoruz, gözü artık temizlendi, içim rahatladı. Yalnız sağlık sistemine uyuzum, iyi hizmet alabilmek için illa 200 YTL'yi gözden çıkarıcaksın, başka türlü olmuyo. Yoksul ailelerin çocukları nasıl yaşıyo, merak ediyorum. Sanırım asıl survivor onlar, türü devam ettirmesi gerekenler. Yoksa bizimkiler doğal seleksiyonda yalan olup giderlerdi. Çağan örneğin yemek konusunda değişik şekillerde destek almasaydı kesin gelişim geriliği göstercekti. Bilmiyorum köyde falan olsa böyle bi sorunu olmazdı, başka çocuklardan önce yiyebilmek için yerdi diyenler vardı.. Bence Çağan o koşullarda yaşayamazdı. Zira zaten açlığa çok uzun süre daynabilen bi çocuk, bi de yetersiz beslenmeyle bağışıklık sistemi zayıflardı, ve hastalıklara açık hale gelirdi. Meme ve biberon istemediği için uykuda beslediğimiz zamanları düşünüyorum mesela.. Neyse, bu aralar gene okumaya başladım bu yeme sorunlarıyla ilgili. İngilizce okuyorum artık, çünkü orda bu sorunlar daha ciddiye alınıyo, ve tedavi edilebildiği merkezler var. Çağandan beterleri varmış onu öğrendim mesela, bu food aversion - yemekten sakınma denilen olay tüple beslenmeye kadar ilerleyebiliyomuş... Nette okuduğum vakalarda genelde eşlik eden konuşma problemleri de var. Çağanın konuşmayla sorunu yok hatta battaniyeyi getir dütdüt yapalım gibi çift yüklemli cümleler bi kuruyo. Tedavi daha çok davranışçı methodlarla yapılıyo, bi çatal yemek (amaç katı gıdaya geçiş zira çağan-vb çocuklar çiğnemeyi bilmiyor kusuyor, geğiriyor, öksürüyor) bi ödül. Yemek yoksa ödül (çizgi film-oyuncak yok) yok ama ceza da yok. Terapistler yediriyomuş 3 hafta falan.. Anne izliyo öğreniyo bi yandaN speech terapist denen uzmanlar da konuşma terapisi yapıyolar. Çocuk sonunda koşullanarak kussa da geğirse de öksürse de yemek yemeyi öğreniyomuş... Merkeze pudingi ağzına koymaya koprkan 7 yaşında bi çocuk girdi (videoda izledim) çıktığında happy meal yiyebiliyodu. ( eh orası amerika) Herneyse Tr'de böyle yerler açılsa belki var İstanbulda ama Ankarada yok, deli gibi iş yapar, bi sürü anne baba da duacı olur... Neyse bunlar da bu konuda öğrendiklerim. Paylaşıyım, içimi dökeyim...

Etiketler: , ,

Perşembe, Ocak 22, 2009

0-6 yaş

ODTÜ'de 0-6 yaş anne-baba eğitimine katıldım. Aldığım bazı notlar var unutmayayım ve paylaşayım diye yazıyorum:
  • 2 Yaş bebeklerin annenin eteğinden ayrılmadığı dönemmiş, onu iteklemek bi rahat ver çocuğum yapmak sadece daha beter hale getirirmiş dönemi, en güzeli eteğinize yapışık bu dönemi atlatmasını beklemekmiş.
  • Çocukla "iyi iletişim" bugün neler yaptın değil de, üzgün/mutlu/endişeli görünüyorsun diyerek altında yatanı öğrenmek...
  • Eğer bir başkasının kucağına gitmek/öptürmek istemiyorsa, çocuğu zorlamama, böylece bedeninin kendisine ait olduğu mesajını iletme
  • Çocukla ilgili olarak korku ve kaygıyla hareket etme bunu senin yüzünden okur!!!
  • Sinir krizlerin temper tanrumlarda en doğru hareket görmezden gelmek
  • güçlü ebeveyn
  • tutarlı davranmak, eğer yanlış davrandıysan bile bunu tutarlı yapmak önemli, önce çocuğa bağırıp sonra ay yavrum ben sana bağırdım özür dileirm dememek lazımmış....
  • 3 yaş kabusların, gece terörünün görüldüğü yaşmış, korkusunu kabul edip mantıklı davranmasını beklememek lazımmış. Yatağa yanınıza gelmek isterserse gelsinmiş, uyuyunca yerine geri götürebilirmişiz.
  • Bu yaşta 3 tekerlekli bisiklete binebilirmiş.
  • Mum yapmak, kolye yapmak, boncuk-makarnadan kolye, için uygunmuş 3 yaş, sevdiği şeyleri tekrar tekrar yapmak istermiş.
  • Yapabildiklerini kendisinin yapmasına izin vermek lazım, herşeyi anne yapmasın!!!Uzaktan kontrol etmek...
  • Ne soruyasa sadece ona cevap vermek yeterli
  • Renk kavramı 3 yaşta otururmuş
  • Yapma denmiycek secret gibi, ne yapmasını istiyosan onu söyliyceksin cümleyi olumsuz kurmayacaksın
  • 3 yaş aynı zamanda cinsel kimliğin geliştiği yaş..
  • 4-5 yaştan sonra karşı cinsten ebeveynlerle beraber banyo uygun değil..
  • Tuvalet eğitiminde yapıştırmalar - çocuüun her tuvaleti kullanışında kendi klozetine yapıştırma yapıştrması
  • 4 yaş kreş için ideal
  • 5 yaş kurallı sporlara başlayabilir
  • 5 yaş altın yaş melek gibi oluyolar gaza geliyolar, hadi yavrum sen odanı çok güzel toplarsın gibi..
  • ilkokul 1 önemli... ödev yaparken yanında otur, cesaretlendir...

Etiketler:

Çarşamba, Ocak 07, 2009

gez göz arpacık

Bu çocuk sahibi olma işi mehter marşı yada simcity benzeri oyunlar gibi, 2 ileri 1 geri... Sen tam ohh rahata erdik diyosn ( ki çocuk işinde öyle bi rahata erme durumunu zaten yaşayamıyosun) bi kasırga olur bi savaş olur kurduğun şehir yerle bir olur. Bu çocuk dediğin şey de tam ohh uykuları düzene girdi, yemesi de berbat ötesi kötüden sadece berbat durumuna ilerledi diyosun ki bu sefer başka bişi çıkıyo karşına. Mesela bu sefer bizim derdimiz Çağan'ın gözü. Cuma akşamı ufak böcek ısırığı gibi başlayan kızarıklık dün sabah itibarıyla şiş, kırmızı ve iltihaplı bir göz kapağı haline geldi. Bize yakınbi sağlık ocağına götürdük, doktor uçuk dedi iki ilaç verdi. Akşam hiçbi iyileşme yoktu, resimlerini çekip kendi doktoruna gönderdim, zira uçuksa tehlikeli olabilir. O da bir göz doktoru görsün dedi. Şimdi ilerde çocuğu masraf olmasın diye ucuz doktora götürdük sonra gözünde iz kaldı diye içim içimi yemesin diye bi proftan randevu aldım. Bakalım o ne diycek...
Bi de bu 2 yaş önemi hakkaten çok zormuş çocuklarda, bende bununla başa çıkabilcek altyapı, sabır, sinir sistemi herneyse ondan yokmuş onu anladım. Her manasız hareketinde ben de sinir-üzüntü-endişeden kuduruyorum. Bi patik aldık evde giysin diye patiği görür görmez ağlamaya başlıyo. Daha ayağına giymedi bile, at diyo bana... İşine geleni anlıyo, gelmeyeni anlamıyo ne güzel...Olumlu gelişme dişlerini fırçalamama izin vermesi, ön dişinde bi çürük oluştu, tedavi ettirir mi ettirmez mi bilemediğimden doktora götürmeye korkuyorum... Bakalım bizi daha neler bekliyor... bu serüvende diye devam edebilmek isterdim, ama niye kendimi korku tünelinde hissediyorum...

Çarşamba, Aralık 31, 2008

İki sıfır sıfır dokuz heyecanla bekliyoruz

Yıl bitiyor, yenisi başlıyor. Ben bitiyorum, yenilenemiyorum, sürekli haki rengi hissediyorum, daha doğrusu bok rengi. Çok hijyen ve terbiyeli durmadığını biliyorum, hissiyatım böyle. Kafamı yorgan altından çıkarasım gelmiyorum. Sadece Çağan için kendimi zorlayabiliyorum. Ama içimden gelmiyor, kaptıramıyorum. Çocukla hiçbi zaman yeterince ilgileniyomuşum gibi hissetmiyorum. Yeterince ne onu da bilmiyorum. SAnırım doğum sonrası depresyonu yeni vurdu beni bilmiyorum. Ve böyleyken durum, 2. çocuğu düşünüyorum. Olmalı mı olmamalı mı? Yapanlar nasıl yapıyo? NAsıl hazır hissediyolar kendilerini? Bu kadar enerjileri nerden var nasıl geliyo, benim niye yok? Herşey için kendimi ve kocamı suçluyorum. Bana yeterince yardımcı olmadığına inandığım için onu, yeterince devoted olmadığım için kendimi... Bu günah çıkarma yılın son günüyle birlikte 2008 de kalsa ve 2009'a hiç taşınmasa süper-düper olmaz mıydı? Ne yazık ki insan yükleriyle, sorunlarıyla devam ediyo hayatına... Kafayı temizlemek masayı temizlemekten zor. O yüzden ben masayı temizliycem bu sene sonu, belki önümüzdeki yılbaşlarında kafamın içindekilerle uğraşabilirim umuduyla....

Etiketler: ,